Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’


a.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
AKIL DİNİ’ YA DA ‘BİLİM TAPINAĞI’ YETERLİ Mİ?


Gerçeğe ulaşmak için ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ da yetmiyor.
Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir.
İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl

Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ ne oluyor ki?

Prof. Dr. Mustafa TEMİZ

02.11.2013
Akıl, her şey olduğunu zannedecek kadar

hiçbir şey, hiçbir şey olduğunu bilecek kadar her şeydir.

Abduaciz
Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a (CC) yemin ederim ki, hiçbir kimse,

gayba îmandan’ daha fazîletli bir şeye inanmamıştır.”

İbni Mes’ud (RA)
Gayb’ın anahtarları O’nun katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez.”

Enam Sûresi, âyet 59.


Giriş
Günümüzde gittikçe Dünyâlaşan1 çoğu insanlar, daha çok yaşadıkları gibi inanma yoluna girmiş bulunuyorlar. Onlar için akıl ve bilim, haddinden çok daha fazla değerli görülüyor, sırasıyla, ‘Akıl Dini‘ ve ‘Bilim Tapınağı.’ gibi algılanıyor. Bu sonuçlar, İslâm’da uhrevî açıdan çok fenâ sonuçları olan bir aşırılıktır.
Bayramlaşmaya gelen bir arkadaşla, TV’de izlemiş olduğu bir program hakkında konuşuyorduk. Programda bir ilâhiyatçının karşısında akıl ve bilimden başka bir şey tanımayan yâni, deyim yerinde ise, ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ mensubu olan ve İslam ölçülerine göre îtikatı bozuk bulunan birisi varmış… Tartışma kader konusuna gelince, o kişinin, “Mademki Allah (CC) benim baştan Cehennem’e gideceğimi belirlemiş, ben şimdi neden ibâdet edeyim…” biçiminde çok nâzik konulara dokunması üzerine, karşısındaki ilâhiyatçı biraz tereddüde düşer gibi olmuş…
Böyle câhillerin içinde yer aldığı dinî konulardaki tartışmalar, halk için, bilhâssa îtikadî açıdan, faydadan ziyâde zararlı olmaktadır. Misâfir arkadaş, “O arada benim de kafam karıştı, îtikâdıma şüphe karışmasın diye hemen TV’yi kapattım.” diyor.
TV’yi kapatmakla bence en doğrusunu yapmış, arkadaş… Goethe, ‘Câhilin yanında âlimler bile câhilleşir.’ diyor.
Halkın bizim gibi bireylerinin ancak, mesleklerine ve günlük yaşamlarına ilişkin, İslâmî bilgileri bilmeleri farzdır ama diğer ilimleri bilmeleri şart değildir ve de her ilimi bilmek halkın her bir ferdi için mümkün de değildir.
Bu nedenle, sonuçları îtibârıyla böyle hassâsiyet içeren, bu tür yüksek düzeyli ve hassas konuların halkın karşısında yapılmaması gerekir. Toplum olarak Kültürel (Dinî) câhilliğimizin çok fazla olması dolayısıyla, böyle hassas konuların, toplumun karşısında tartışılmaması gerektiğini de akıl edemeyecek düzeyde olduğumuzun bile farkında değiliz. Bu tür ilmî meselelerin bunlara vâkıf olan kişiler tarafından ilmî toplantı ve tartışma alanlarında yapılması gerekir. Böylece, halkın bir ferdinin bile îtikâdının yara almaması sağlanmış olur. Ama bunları dikkate alan kim? ‘TV’nin izleyenleri çoğalsın da ne olursa olsun!’
Bununla berâber, yine de belki faydası olur ümîdiyle, bu konuda birkaç satır açıklama yapmak istiyorum. Konuyu iyi bir şekilde anlatabilmek için önce daha kolay kavranabilen bilimsel konulardan başlamayı, ondan sonra ‘benzetme – analoji’ metoduna girmeyi istiyorum.
İlim Ve Bilim2
İlim kelimesinin iki cephesi vardır: Bunlar ilmin maddî (bilim-aklî ilimler) ve mânevî cepheleridir. Başka bir ifâdeyle ilim, madde ve mâna olarak her türlü işlevi içermektedir. ‘Bilim’, maddeyi konu edindiği için, ‘İlim’ kelimesinin bir çeşit maddî kısmıdır.”
Bugün aklî ilimleri daha ziyâde “bilim” kelimesi ile telaffuz ediyoruz. Naklî ilimlerin kaymağı ise, Vahiy İlmi olarak biliniyor. Batılıların sözlüklerinde “ilim” kelimesinin karşılığı yoktur; “logos” ya da “science” olarak sâdece bilim (fen) kelimesinin karşılığı vardır3. Batılıların bilim diye isim verdikleri günümüzdeki bilim kavramı, İslâm’da “Sünnetullah-Allah’ın Sünneti” kavramı ile isimlendirilmiştir. Başka bir ifâdeyle ilmin maddî cephesine Müslümanlar Sünnetullah, Batılılar bilim diyor4.
Postulat
Bilimde bile bir düzen vardır. Bilimin bilim olabilmesi için, baştan sona kadar belirli prensiplere uyulur. Prensipler arasında uyum vardır, hiçbir tezata yer yoktur. Örneğin, Geometri, yanlışlığı ispat edilemeyen ve doğru kabul edilen önermelere (postulatlara) dayanır. En çok akıllarda kalan bir postulat olarak Öklid Geometrisi’ndeki, “İki noktadan yalnız tek bir doğru geçer.” şeklindeki önerme verilebilir. Öklid Geometrisi’nin, Sonlu bir doğru yine bir doğru olarak uzatılabilir.”, “Bir merkez ve bir mesâfe çemberi tanımlar.”, “Bütün dik açılar birbirlerine eşittir.” gibi, diğer Temel Postulatları da bulunmaktadır. Öklid Geometrisi, doğrulukları, ispata ihtiyaç duyulmadan, kabul edilen bu temel prensipler üzerine kuruludur. Bu Geometri’nin hiçbir yerinde bu postulatlara aykırılık bulamazsınız.
Bir başkası, “İki noktadan sonsuz sayıda eğri geçer.” postulatını (doğru) kabul edip bu temel prensibe uygun bir geometri geliştirmiştir. Buna Uzay Geometrisi adı verilmiştir. Bu Geometri uzayda meydana gelen cisimleri inceler.
Gerek Öklid Geometrisi gerekse Uzay Geometrisi, birbirinden farklı olan birer düzen (sistem) tanımlamaktadır. Bu geometrilerin her birinin ayrı ayrı inşası sırasında hiçbir yerde kendi postulatlarına aykırılık ya da çelişki olamaz.
Bilim alanında kurulan bu bilimsel düzenlerde olduğu gibi, ilmin mânevî boyutunda düşünülen naklî ilimler arasında da benzer uyumlulukların olması kaçınılamaz bir gerekliliktir. Bu mânevî ilimler de hiçbir zaman kendi içinde çelişki ve uyumsuzluk kabul etmez.
Gerek maddî ve gerekse mânevî alanda kurulan bir düzende bir çelişkinin olması, o düzeni geçersiz kılar.
Saf Akıl
Bir kimse, kendisinin çıkarı için bir şeyi olduğundan fazla ya da eksik göstermeye uğraşırsa, buna Kurnazlık denir. Bu kurnazlığı kavrama hızına Zekâ ve bunların, değer yargıları Kültür, an’ane ve âdetler gibi birikimler çerçevesinde, doğru ya da yanlış olup olmadığını düşünebilme becerisine ise Akıl diyoruz5. Müslüman’ın aklı göz gibi, Kültürümüz ve özellikle İslâm da ışık gibidir. Yeni doğan bir çocukta hiç bilgi birikimi olmadığı için, onda aklın yalnızca temel çatısı bulunur. Bu, saf aklın ilki sayılabilir. Işıksız, zifiri karanlık bir ortamdaki sağlıklı bir göz, belki saf akıl hakkında bir fikir verebilir.
Allâhü Teâlâ, aklımızla faydalı fikrî sonuçlar (ürünler) üretmemiz ve gerçek (doğru) sonuçlara varmamız için, en son (dinlerin son versiyonu – sürümü6 olarak) İslâm Dini’ni göndermiştir7. Böylece kullanılabilecek gerçek bilgiler8 sağlanmış bunuyor.
Aklın sonuçlar elde etmek için kullandığı şeylere malzeme diyebiliriz. Bu malzemenin en önemli elemanları, kişinin bilgi ve tecrübe birikimi ve değer yargıları ve inanışlarıdır. Malzemenin kalitesi, gerek gerçek bilgi birikimi gerekse gerçek dışı bilgi birikimiyle veyâ kişiden kişiye göre değişen, gerçek ve gerçek dışı bilginin, belli oranlardaki karışımıyla, ortaya çıkar. Bunun içinde kişilerin inanç faktörleri de vardır. Kişilerin her birinin beynindeki bu malzemenin, bu malzeme doğrultusunda ortaya çıkan mevcut mantık kurallarının kullanılarak akıl tarafından işlenmesiyle, eldeki malzeme kalitesine ilişkin sonuçlara varılır. Bu nedenle, her bir kültür mensubunun beynindeki malzeme farklı olduğu gibi, her kültürdeki insanların her birinin beynindeki malzemenin de faklı olacağı açıktır.
Sonuç olarak kültürlere ilişkin mantıklar, az çok farklı olabilir. Ancak bilimsel ve deneysel sonuçlara ilişkin mantıklarda farklılık çok azdır. Burada farklar, daha çok kesin sonuçların yorumlarına girdikçe artabilir.
İnancımıza göre en gerçek malzeme İslâmî bilgi, değer yargıları ve inanışlarıdır. Buna İslâmî malzeme demek de mümkündür. Bunlara bağlı olarak da İslâmî özel bir mantık oluşur. İşlenmek üzere aklın önüne böyle İslâmî bir malzeme sunulduğunda en gerçekçi ve kaliteli sonuçlar ortaya çıkar.
Ne yazık ki günümüzde, İslâmî bilgi ve değer yargıları ve inanışları mükemmel olan çok az Müslüman bulunuyor. Bunda 21. yüzyıl insanının çoğunluğunun Dünyâlaşma gayretinin etkisi çok fazladır9. Bu nedenle bugün, Müslümanım diyenlerin çoğunun bilgi birikimleri, değer yargıları ve inanışları cehâlet nedeniyle o kadar karışık bir hal almıştır ki, Müslümanların akılları tarafından işlenmesi gereken malzemeler, o kadar çok kalitesiz duruma düşmüş bulunuyor. Oluşan mantık kuralları da yalnızca elde bulunan bu malzemelere göre ortaya çıkan mantık kurallarıdır. Müslümanların akılları, mevcut mantık kurallarına göre, ne yazık ki, bu malzemeleri işliyor. Dolayısıyla, günümüz Müslümanlarının kalitesiz malzeme birikimine sâhip olan kafalarından ne kadar gerçeklere uygun sonuçlar çıkabiliyor? Zâten gerçeklere uygun sonuçların çıkmadığı, bugünkü Müslümanların acınacak durumlarından görülmüyor mu?
Şimdi, kalitesiz ve karışık bilgi birikimlerinin Müslümanların akılları tarafından işlenmesiyle, kalitesiz sonuçlara varılmasının sorumluluğunu, İslâmî bilgi, değer yargıları ve inanışlarına bağlayanlara ne demeli? Bir öğretmen, öğrencilere Matematik dersini iyi bir şekilde öğretecek kâbiliyette değilse, Matematiği öğrencilere sevdirememiş, bundan öğrencileri soğutmuş ise, şimdi buradaki olumsuzluğun faturasının Matematik bilimine yüklenmesinin akıl ile açıklanacak bir tarafı var mıdır? Benzer şekilde, Müslümanların acınacak durumlarının sorumluluğunu İslâm’a bağlayanların samîmiyetlerinden ya da zekâlarından şüphe etmek gerekmiyor mu? 10 Milletimize yıllar boyu İslamî bilgilerin öğretilmemesi için ne hâinliklerin yapıldığı konusu hiç gündeme getirilmiyor.
Halk arasında olumlu anlamda akıllı insan dendiğinde, faydalı bilgi, tecrübe, değer yargıları ve gönlün kontrolüne girmiş akıl anlaşılır. Hak’kı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt eden akıl bu akıldır. Bu akıl da ancak İslamî bilgilerle elde edilebiliyor. Bu yüzdendir ki, aklı çoğu kere bu târifle anlatırlar. Bu tanımla aklın bir tarafı rûha bakar ve onunla ilişkilidir.Allah ile kullar arasındaki kanıt (hüccet) Peygamber’dir. Kullar ile Allah arasındaki kanıt ise akıldır.” hadîs-i şerifi de bunu anlatıyor.”
Akıl her şey değildir. Aklın da anlayamadığı ya da yanlış anladığı çok şey vardır. Doğru olanı ancak peygamberler anlarlar. Allah’tan (CC) gelen Vahy olduğu için, Peygamberimiz (SAV) Efendimiz’in bildirdiklerinin hepsi doğrudur, faydalıdır.
Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir11.”
Kültürümüz açısından değerlendirmek gerekirse, Müslüman’ın aklı göz gibi ise, Kültürümüz ve özellikle İslâm da (İslâmî bilgiler de) ışık gibi demektir12. Işıksız, zifiri karanlık bir ortamdaki sağlıklı bir göz, belki saf akıl hakkında bir fikir verebilir.
Allâhü Teâlâ, aklımızla faydalı fikrî sonuçlar (ürünler) üretmemiz ve doğru sonuçlara varmamız için, en son (dinlerin son versiyonu – sürümü13 olarak) İslâm Dini’ni göndermiştir.
İslâmiyet bilgileri olmasa, akıl, hiçbir doğru ve gerçek sonuca ulaşamaz. İslâmiyet bilgileri dışında kalan yanlış bilgilerin her biri zararlı ışık gibidir. Zararlı ışık gözü bozar. Zararlı ışıkların gözü bozması gibi, gözün verimli çalışması, ışığın zararsız olmasına bağlıdır. Güneş ışığından başka ışıkların olduğunu da biliyoruz. Bunların birçoğu göze zararlı olabiliyor.
Bunun gibi, batıl ve yanlış bilgiler de aklı bozar. Aklın bozulması demek, bozukluğun derecesine göre, aklın vardığı sonuçların gerçek dışı olması demektir. Bu nedenle, önce akıllarını gerçek dışı bilgilerle bozarak İslâm’ı yanlış yorumlayanların önce akıllarını gerçeklere dayandırmaları gerekiyor. İslâm’la gelen bilgiler olmasaydı, aklın doğru sonuçlara ulaşması mümkün olmazdı. Batı biliminde şu anda mevcut olan doğrular da geçmişte İslâm İlim Adamları tarafından üretilmiş olan doğrulardır14,15,16,17.
Sonuç olarak akıl, gerçek bilgilerle gerçek sonuçlara, gerçek olmayan (bâtıl) bilgilerle yanlış sonuçlara varır. Her ne sebeple olursa olsun, bozuk akla sâhip olan ya da akıllarını bir şekilde bozmuş olanlar, her ne kadar akıllı olduklarını sansalar bile, bu bozuk akılları ile İslâm’ı anlamaları mümkün değildir.
Göz bozuksa (akıl noksansa), ışık (bilgi, değer yargıları ve vicdan) ne işe yarar? Ya da ışık (bilgi, değer yargıları ve vicdan) zararlı ise, göz (akıl), sağlıklı olur mu?
Hal böyle olunca, materyalist, ateist ve kısaca başka kültür mensupları ile Müslümanlar arasında akıl konusundaki görüşler oldukça farklı oluyor. Bu tespit, Müslümanlarla başka kültür mensuplarının akıl ve mantıkla ilgili tartışmalarda anlaşamayacaklarını ve dolayısıyla sonuçta gerçeklere berâberce ulaşmada aynı noktaya eksiksiz olarak gelemeyeceklerini peşin olarak bildirmiş oluyor.
Ayrıca Kültürümüz’de (İslâm’da) akıl, beynin ruh ve kalp ile müşterek çalışarak, duyu organları ile bile duyulamayan şeyleri, anlayabilme özelliğine sâhip olan mânevî bir değerdir18. Materyalist kültürlerde ruh kavramının değeri olmadığı ve insan yalnızca akıllı bir hayvan olarak tanımlandığı için, Kültürümüz (İslâm), başka kültürler tarafından aklın bu şekilde algılanmasını, eksik olarak görmektedir. Dolayısıyla Müslümanların Müslüman olmayanlarla tartışma sahâsı, ancak bilim alanıyla sınırlı kalmaktadır.

Gabya Îman

Sâdece insana mahsus olan bir özellik vardır ki, bu gayba îmandır. Bu özellik başka hiçbir canlıda yoktur ve insana en üstün fazîletlerden bir tânesini kazandırmaktadır ve İslâm’ın da temellerinden birisidir. Nitekim İbni Mes’ud (RA) Hazretleri, “Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a (CC) yemin ederim ki, hiçbir kimse, ‘gayba îmandan’ daha fazîletli bir şeye inanmamıştır.” demektedir.

Allah (CC) mü’minleri Kur’an’da bakınız nasıl târif ediyor:

O kimseler ki, onlar gayba inanırlar ve beş vakit namazı gereği üzere kılarlar.

Herhangi bir canlı meselâ bir köpek ancak önünde gördüğü şeyleri idrak edebilir; görünmeyen ortamlarda bir şeylerin olduğunu insan gibi düşünemez, perde arkasındakileri araştırma ve bilme imkânına sâhip değildir. Yâni hayvanların, meselâ köpeklerin sâdece önlerinde bulunan bir duvarın görünen tarafındaki varlıkları, koklayıp temas edebildikleri konusunda, fikirleri (idrâkleri) vardır. Ama insan bundan çok başkadır; duvarın görünmeyen arka tarafı için de bilgi üretebilmektedir. Örneğin, uzay çakışmalarında olduğu gibi, uzay âit bilgi üretip onun hakkında bir fikir (idrak) sâhibi olabiliyor19.

Allah (CC) ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’e îman edenler, gayba da îman etmiş olurlar20. Bakara Sûresi’nin 3. âyetlerinde “Onlar –o muttakiler- gayba îman ederler.” denmiyor mu? Gayba îman, İslâm’ın temel esaslarından birisidir21.
İslâm Îmanı’nın Özelliği
İki türlü gayb vardır. Birincisi, Enam Sûresi’nin 59. âyetinde bildirilmektedir:
Gayb’ın anahtarları O’nun katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez.”
İkinci tür gayb, İslâm ve / veyâ Kur’an’a göre ispatı (kanıtı) olan bir gaybdır.
Âhiret Âlemi’ni, Kıyâmet saatini, Cennet’i, Cehennem’i, mahşeri, mîzâni, sıratı, Kevser’i, melekler âlemini, kaderimizi, geleceğimizi, bilebiliyor ya da görebiliyor muyuz? Ölüm saatlerimizi ve öleceğimiz yerleri bilebiliyor muyuz? Kur’an’a göre ispat edilebilen herkese göre birer gayb âlemidir©, bunlar…
Bir Mümin ve Müslümanın îmanının öyle bir özelliği vardır ki, bu inananların gayba da îman etmiş olmalarıdır. Mümin ve Müslüman olan bir kimse, baştan bilsin bilmesin, gayba ve gayb dışındakilerin hepsine birden îman etmiş olduğunu peşin olarak kabul etmiş olur / oluyor / olmaktadır. “Gayb’ın ilk basamağı, akılla kavranamayacak olguların olduğunu idrak etmektir. Vahiy ve peygamberlik müesseselerini görsek de havsallarımız ihâta edemez.”
Sonuç
Şimdi bir düşününüz, ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ mensubu olan ve İslâm ölçülerine göre îtikatı bozuk bulunan birisi ile bir Müslüman’ın rahatça tartışabileceği tek alan ancak bilim alanı kalıyor.
Böyle bir tartışmada karşı tarafı sınırlayan hiçbir mesele yoktur. Karşı taraf, aklına ne gelirse söyleyebilir. Zâten halk arasında söylenen “Câhil cüretli olur.” sözü buradan gelmektedir. Ama bir Müslüman, ağzından çıkan sözü önce düşünmek zorundadır; her şeyi söyleyemez, her duyduğunu da kabul edemez22. Îman etmiş olduğu İslâm düzeninin her bir prensibine (postulatına) uymak zorundadır. Müslüman’ı kendi İslâm îtikatı sınırlamaktadır. Tümüne birden inanmış olduğu İslâm Dini’nin (düzenin) îtikâdî prensipleri (postulatları) ile çelişkiye düşmemek için, bir mümin ve Müslümanın, dilinin ucuna gelen her şeyi hemen söylememesi, bir sözü söylemeden önce, düşünüp sözünü ona göre derleyip toparlaması gerekiyor.
Nitekim yazının girişinde bahsedildiği gibi, TV’de ilâhiyatçının karşısında bulunan, ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ mensubu olan ve İslâm ölçülerine göre îtikatı bozuk bulunan kişinin hiçbir sınırlamasının olmadığı, “Mademki Allah (CC) benim baştan cehenneme gideceğimi belirlemiş, ben şimdi neden ibâdet edeyim…” demesinden zâten kolayca anlaşılıyor. Bu sözün sâhibinin gayba ilişkin bilgisi olmadığı gibi, gaybı kabul bile etmemektedir. O yalnızca aklı ile sınırlı kalmıştır. Bırakınız kabul etmeyi, bir Müslüman, bu cümleyi hiçbir zaman kurmaya bile cesâret edemez.
Ama inanmış bir kimse İslâm’a inanmakla ayrıca yalnızca Allah (CC) tarafından bizzat bilinenlere de inanmaktadır. Bu bilinmeyen gaybın içinde neler var? Nelerin olduğunu kim biliyor? İşte asıl hüner buna inanmak! Allah’a (CC) güven asıl burada belli oluyor. Bu, teslîmiyet demektir. Teslim olana düşman bile bir şey yapmazken… Gerisini sen getir!
Mademki Allah (CC) benim baştan cehenneme gideceğimi belirlemiş, ben şimdi neden ibâdet edeyim…” mantığında saplanıp kalmakla her şey bitmiş olsa, hiç Peygamber (SAV) Efendimiz, Berat Gecesi’nde okunan “Yarab’bi! Eğer beni şâkiler defterine yazdıysan oradan sil, sâlihler defterine yaz!” şeklinde duâ etmemizi ister miydi? Ya da duânın kaderi değiştirebileceğini hiç söyler miydi? Ya da “Duâ, Allah Teâlâ’nın askerlerinden teşkil edilmiş bir ordudur; kesinleşmiş bile olsa kazâyı önler23 gerçeğine ne demeli?

Sonuç olarak gayba îman, görüldüğü gibi, aklı, bilimi kat kat aşmaktadır. Onun yanında akıl ne ki? Gerçekten, Abduaciz’in dediği gibi, “Akıl, her şey olduğunu zannedecek kadar hiçbir şeydir.” O hâlde İslâm Dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında akıl ya da ‘Akıl Dini’ veyâ bilim ya da ‘Bilim Tapınağı’ ne oluyor ki?

CC kısaltması, “Celle Celâlühû - O’nun şânı çok yücedir.” demektir.

RA kısaltması, “Radiyallâhü Anh - Allah ondan râzı olsun.” demektir.

1 Temiz, M., Gittikçe Dünyâlaşan Neslimiz, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

2 Temiz, M., Bilimin İslâm’daki Yeri ‘Sünnetullah’, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://gayalo.net/dosyalar/BİLİMİN%20İSLÂM’DAKİ%20YERİ.pdf YA DA http://gayalo.net/dosyalar/BİLİMİN%20İSLÂM’DAKİ%20YERİ.pdf, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

3 Temiz, M., Bilinmeyenler Üzerine Kurulan Bilim ve Teknoloji, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/Bilinmeyenler%20üzerine%20kurulan%20bilim%20ve%20teknoloji.doc, Son Erişim Târihi: 30.03.2013.

4 Temiz, M., Bilim, Bilim Adamı Ve Teknoloji ‘Hikmet’in Neresinde?, Şimdi de Nanoteknoloji Heyecânı, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.pau.edu.tr/bilim/Bilim,%20Bilim%20Adamı%20Ve%20Teknoloji%20‘Hikmet’in%20Neresinde.doc, Son Erişim Târihi: 30.03.2013.

5 Temiz, M., Zekâ, Akıl ve Çocuk Eğitimi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/Zekâ,%20Akıl%20ve%20Çocuk%20Eğitimi.pdf YA DA

http://mtemiz.com/bilim/Zekâ,%20Akıl%20ve%20Çocuk%20Eğitimi.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

6 Temiz, M., Maddî ve Mânevî Âlemlerdeki Başvuru Değerleri, İnsanlığın Benliğindeki Birliğe Bilimsel Bir Yaklaşım, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&frm=1&source=web&cd=1&ved=0CCwQFjAA&url=http%3A%2F%2Fmtemiz.pamukkale.edu.tr%2Fbilim%2Fmadd%25C3%25AE%2520ve%2520m%25C3%25A2nev%25C3%25AE%2520%25C3%25A2lemdek%25C4%25B0%2520ba%25C5%259Fvuru%2520de%25C4%259Ferler%25C4%25B0.doc&ei=RIRFUumrFoTNtAa2voEw&usg=AFQjCNGSWMaEdHN_ZPsdfJiBD9f0y6mr0A&sig2=eWNR1aiZ_H04of-UAdYuNg, En Son Erişim Târihi: 27.09.2013.

7 Anonim, Akıl göz, İslâmiyet ışık gibidir, Alındığı Elektronik Posta Adresi, http://www.dinikitablar.com/component/content/article/25-sohbet/3914-akil-goz-islamiyet-isik-gibidir, En Son Ulaşım Târihi: 17.09.2013.

8 Temiz, M., Alındığı İnternet Elektronik Adresi, Gerçekler mi Geliyor?, http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.pdf YA DA http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.pdf, En Son Erişim Târihi: 27.10.2013.

9 Temiz, M., Gittikçe Dünyâlaşan Neslimiz, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

10 Temiz, M., Zekâ, Akıl ve Çocuk Eğitimi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/Zekâ,%20Akıl%20ve%20Çocuk%20Eğitimi.pdf YA DA

http://mtemiz.com/bilim/Zekâ,%20Akıl%20ve%20Çocuk%20Eğitimi.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

SAV kısaltması, ”Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem - Allah O’na salât etsin.” demektir.

11 www.osman-unlu.com

12 Anonim, Akıl göz, İslâmiyet ışık gibidir, Alındığı Elektronik Posta Adresi, http://www.dinikitablar.com/component/content/article/25-sohbet/3914-akil-goz-islamiyet-isik-gibidir, En Son Ulaşım Târihi: 17.09.2013.

13 Temiz, M., Maddî ve Mânevî Âlemlerdeki Başvuru Değerleri, İnsanlığın Benliğindeki Birliğe Bilimsel Bir Yaklaşım, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&frm=1&source=web&cd=1&ved=0CCwQFjAA&url=http%3A%2F%2Fmtemiz.pamukkale.edu.tr%2Fbilim%2Fmadd%25C3%25AE%2520ve%2520m%25C3%25A2nev%25C3%25AE%2520%25C3%25A2lemdek%25C4%25B0%2520ba%25C5%259Fvuru%2520de%25C4%259Ferler%25C4%25B0.doc&ei=RIRFUumrFoTNtAa2voEw&usg=AFQjCNGSWMaEdHN_ZPsdfJiBD9f0y6mr0A&sig2=eWNR1aiZ_H04of-UAdYuNg, En Son Erişim Târihi: 27.09.2013.

14 Temiz, M., Erken Rönesans Döneminde Matematik Bilimi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20%20MATEMATİK%20BİLİMİ%20(PDF).pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20%20MATEMATİK%20BİLİMİ%20(PDF).doc, En Son Erişim Târihi: 25.09.2013.

15 Temiz, M., Ön Rönesans Döneminde Fizik ve Fen Bilimleri, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20%20FİZİK%20VE%20FEN%20BİLİMLERİ%20(PDF).pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20%20FİZİK%20VE%20FEN%20BİLİMLERİ%20(PDF).doc, En Son Erişim Târihi: 25.09.2013.

16 Temiz, M., Ön (Erken) Rönesans Dönemi’nde Astronomi Bilimi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20ASTRONOMİ%20BİLİMİ%20(PDF).pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/ÖN%20(ERKEN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20ASTRONOMİ%20BİLİMİ%20(PDF).doc, En Son Erişim Târihi: 25.09.2013.

17 Temiz, M., Erken (Ön) Rönesans Dönemi’nde Tıp Bilimi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi http://mtemiz.com/bilim/ERKEN%20(ÖN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20TIP%20BİLİMİ.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/ERKEN%20(ÖN)%20RÖNESANS%20DÖNEMİ’NDE%20TIP%20BİLİMİ.doc, En Son Erişim Târihi: 25.09.2013.

18 Temiz, M., Akıl Ve Mantık, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/AKIL%20VE%20MANTIK.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/AKIL%20VE%20MANTIK.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

Bakara Sûresi, âyet 3.

19 Temiz, M., Alındığı İnternet Elektronik Adresi, Madde-Mâna İlişkilerinde Cereyan Eden Bâzı Olaylardaki İlmî Yorumlara Giriş Madde ve Gayb Âlemlerine âit Haberlerdeki Söz, Yazı ve Mânanın İlimdeki Yeri, İnancın (Îman’ın) Nesnel ve Öznel Yapısı Dünyâda Mutluluğa, Âhiret’te Cennet’e Güvenle Kavuşmanın Yolu, http://mtemiz.com/bilim/MADDE-MÂNA%20İLİŞKİLERİNDE%20CEREYAN%20EDEN%20BÂZI%20OLAYLARDAKİ%20İLMÎ%20YORUMLARA%20GİRİŞ%20Madde%20ve%20Gayb%20Âlemlerine%20âit%20Haberlerdeki%20Söz,%20Yazı%20ve%20Mânanın%20İlimdeki%20Yeri.htm, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

20 Gayb kelimesi iki ayrı anlama gelmektedir: Birincisi, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, yalnız Allah’ın (CC) malûmu olan haller, hâdiseler, âlemlerdir ki, bunlar îmana konu değildirler. Îmana konu olan gayb, Kur’an'ın haber verdiği ve Peygamber Efendimiz (SAV)’in hakkında açıklamalarda bulunduğu gayb âlemidir. Biz Kur’an'da delîli olan gayba îman ediyoruz.

21 Temiz, M., Madde-Mâna İlişkilerinde Cereyan Eden Bâzı Olaylardaki İlmî Yorumlara Giriş, Madde ve Gayb Âlemlerine âit Haberlerdeki Söz, Yazı ve Mânanın İlimdeki Yeri, İnancın (Îman’ın) Nesnel ve Öznel Yapısı, Dünyâda Mutluluğa, Âhiret’te Cennet’e Güvenle Kavuşmanın Yolu,

http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/MADDE-MÂNA%20İLİŞKİLERİNDE%20CEREYAN%20EDEN%20BÂZI%20OLAYLARDAKİ%20İLMÎ%20YORUMLARA%20GİRİŞ%20Madde%20ve%20Gayb%20Âlemlerine%20âit%20Haberlerdeki%20Söz,%20Yazı%20ve%20Mânanın%20İlimdeki%20Yeri.htm., En Son Erişim Târihi: 6.01.2013.

©© Sadıkoğlu, S., İnancımızın Temeli: Gayba Îman, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=48, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

Balki, A., Gayba Îman ve Kader, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://www.yazete.com/genc-kalemler/ahmet-balki/gayba-iman-ve-kader/1259/, En Son Erişim Târihi: 27.10.2013.

22 Temiz, M., Güzel Söz Gibi Olanı Var mı? Kurtuluşun Sırrı: “Susan Kurtuldu, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/GİTTİKÇE%20DÜNYÂLAŞAN%20NESLİMİZ.doc, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

Anonim, Duayla Kader Değişir mi? , Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://ikrayasin.blogspot.com/2013/ 05/54-duayla-kader-degisir-mi.html, En Son Erişim Târihi: 01.11.2013.

23 Âyet ve hadislerden duâlar ve zikirler, Evrâd-ı Şerîf ve Meali, Sehâ.

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconTarihin Tanımı : Geçmişte meydana gelen olayları (siyasi, sosyal,...

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconHZ. ali (A. S) ’NİN İmameti ve akil

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconAkıl, Meşrû Olarak Kullanılırsa Faydalıdır

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconİngilizce/Akıl Oyunları/Plastik Sanat/Okuma Yazma Etkinliği

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconİngilizce/Akıl Oyunları/Plastik Sanat/Okuma Yazma Etkinliği

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconBranş Dersleri:İngilizce/ Müzik/ Ekoloji/ Plastik Sanat Akıl Oyunları

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconBranş Dersleri:İngilizce/ Müzik/ Ekoloji/ Plastik Sanat Akıl Oyunları

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconBranş Dersleri:İngilizce/ Müzik/ Ekoloji/ Plastik Sanat Akıl Oyunları

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconBranş Dersleri:İngilizce/ Müzik/ Ekoloji/ Plastik Sanat Akıl Oyunları

Da yetmiyor. “Akıl, göz gibidir, İslâmiyet bilgileri de ışık gibidir. İslâm dini, değer yargıları ve ölçüleri yanında ‘Akıl Dini’ ya da ‘Bilim Tapınağı’ iconBranş Dersleri:İngilizce/ Müzik/ Ekoloji/ Plastik Sanat Akıl Oyunları


Astronomi




© 2000-2018
kişileri
a.ogren-sen.com