Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu


a.ogren-sen.com > Doğru > Test
DİNÎ KURALLAR VE RİYÂ


Gerçekçi olmaktan başka bir yol yoktur. Sen

ne kadar, dinî gerçeklikten ayrılarak riyâya sapar, “Dinde yumuşatma

yaptık,” desen de, iş yine gerçeğine dönecektir. Senin, “Dinde yumuşatma yaptık” ya

da daha açıkçası, bir çeşit “Günahları kaldırdık demen”, “Boğaz köprüsünden atla, biz yer çekimini

kaldırdık.” diyenden ne farkın var?

Allah (CC) tarafından gönderilen kuralların değiştirilmesinin

ağır birer suç olduğunu ancak akıllı insanlar kavrayabilir. Ayrıca insanların açık ve samîmi

insanlardan hoşlandığını daha kayrayamadın mı? Allah (CC) da öyle… O da açık ve samîmi

insanlardan hoşlanmakta ve ikiyüzlü riyakâr tavırları cezâ ve azap sebebi saymaktadır.

Geçici olan

bu hayâtın iyi ve kötü davranışlarımızı ‘test’ eden bir sınav merkezi oldğunu

duymadınsa, aklını işletebilirsen, yine de bu gerçeği öğrendiğin bundan sonrası bile, senin için bir kârdır.

Prof. Dr. Mustafa TEMİZ

19.10.2014

Mantığın Akışı
Din kuralları değiştirilebilir mi?
Orta Okul hocalarımızdan biri, Cumhûriyet döneminde yapılan devrimleri kastederek, “Biz eskiden günah sayılan bâzı şeyleri devrimlerle yumuşattık demişti.” Bu yumuşatma nasıl oluyorsa?
Şimdi inanmada zorlananlar için işe mantıkla başlayalım.
Bu sözden şu hususlar anlaşılmaktadır:
Eskiden günah sayılan bir işi yapana şimdi, “Bu işi yapmak günah değildir.” diye güvence vermek…
Eğer böyle ise, burada insanın normal mantığı hemen şu soruyu ister istemez soruyor:
Sen, kimin adına güvence veriyorsun?”
ya da
Herkes, istediği gibi din adına kural koyabilir mi?”
Bu sorulara verilen cevaplara göre insanın mantığı da hükmünü hemen veriyor:
Eğer soruların cevapları birinci soru için, “Allah (CC) adına güvence veriyorum”, ikinci soru için ise, “Herkes istediği gibi din adına kural koyabilir.” şeklinde olursa, ardından insan mantığı da şöyle bir sonuca varabilir:
O zaman, meselâ, Buda’nın kurduğu din gibi, bu (İslâm) da bir beşerî dindir, ilâhî din değildir.”
Böyle ise, buna göre amel yapanlar karşılığını Allah’tan (CC) değil, beşerden istemek zorundadır.”
Bu insan mantığının akış şeklidir. “Mantık bunu gerektirir.” derler ya! Onun gibi…
Yâni, bırak ilim sâhibi olmayı, mantığın akışı bile, ibâdeti kimin için yapıyorsan, karşılığının ondan alınması gerektiğini açıkça gösteriyor.
İnsanın cehâleti, din kurallarını özünden ayırmaktadır.
Nitekim buna bir örnek vermek gerekirse, riyâ sâhipleri en uygunu olabilir.
Riyânın çok çeşitleri varsa da, gizli riyâya giren bir tânesini açıklayalım:
Olur ya! Öyle bir pozisyon doğmuştur ki, bir kimse saygın sayılan bir din adamının yanında abdest alma durumunda kalabilir. İşte, abdest aldığı o sırada, içinden şöyle geçirebilir:
Öyle güzel bir abdest alayım ki, hoca bana ‘ne güzel abdest aldın desin!
İşte bu duygu gizli bir riyâdır.
Yâni, abdest alan, bu düşüncesiyle din adamını, “haşa!” Allah’a (CC) ortak etmiştir. Çünkü İslâm Dini’ne göre alınan, güzel bir abdestin karşılığını ancak Allah (CC) verir.
Yarın, zerre miktârı davranışın karşılığının ödeneceğiß gün, yâni hesap gününde, kişi böyle bir abdestin sevâbını Allah’tan (CC) istediği zaman ona, “Git onu yanında abdest aldığın din adamından al! Çünkü sen, o abdesti benim için değil, o hoca için aldın!” denmesinden korkulur.
Dinimiz İslâm, bu kadar hassas ve ilâhî bir dinir.
Diğer örnekleri, İhyâ’da İmâm-ı Gazâlî’nin örneklerinden seçelim:
Mahşer günü Allah’ın (CC) huzûrunda kanlar içindeki şehide, “Sen niçin şehit oldun?” diye sorulur.
O da:
Allah rızâsı için…” der.
Onun hemen amel defterine bakılır. Sonra ona:
Hayır! Sen, halk bana kahraman desin ve târihe geçeyim diye öldün… Gerçekten de halk sana dünyâda kahraman dedi ve zâten târihe de geçtin...”
Bu sûretle, ölümünün karşılığını dünyâda aldın.”
derler ve o kişi doğruca Cehennem’e gönderilir.
İhyâ’da âlimlerin de buna benzer şekilde hesâba çekilecekleri belirtilmektedir:
Âlime:
Sen bu ilmi niçin öğrendin? denir.
O da:
Allah rızâsı için” cevâbını verir…
Onun da hemen defterine bakılır, sonra ona:
Hayır, sen yalan söylüyorsun!”
Sen bu ilmi, insanlar benim için ‘ne güzel konuşuyor, cemaati ne güzel coşturdu, büyük bir âlim desinler’ diye öğrenmişsin.”
İstediğini de zâten aldın. Gerçekten, sen dünyâda halk nazârında büyük bir âlim oldun. Bu yüzden Âhiret’ten nasîbin yok…”
derler, ardından Cehennem’e gönderilir.
Netice îtibâriyle, bırakınız beşerî dinleri, Müslümanın riyâsı dahî hesâba dâhil edilirse, senin kendi kendine, “Dinde yumuşatma yaptık ya da hafiflettik.” demen neyi değiştirir ki?
Yok, eğer yukarıda sorulan:
Sen kimin adına güvence veriyorsun?”,
Herkes istediği gibi din adına kural koyabilir mi?”
sorularına karşı verilen cevaplar, sırasıyla, “Allah (CC) adına güvence vermek mümkün değildir.” ve “Herkes istediği gibi din adına kural koyamaz.” şeklinde ise, o zaman yine insanın mantığı hemen şöyle düşünür:
Allah (CC), yeni kurallara göre yapılan amellerden râzı olmaz. Çünkü dinde sonradan koyulan kurallar bidattır, bidatlar ise, insanı Cehennem’e sürükler.”
Buradan hareket ederek hemen şu husûsun vurgulanması gerekiyor:
Akıl ve mantık1 ancak bilgi ve ilim (birikim) varsa, o zaman bunları işleyerek sonuca ulaşabilmektedir.
Kişinin ilmi ve bilgi yoksa ne our? Akıl nîmeti ile bunları bir bir düşünme zamânı işte bu hayattır. Tavsiye ederim, işte bu hayâtı boşuna geçirme2!

Düşünemiyor musun, yukarıda verilen bu akıl yürütme melekesi, Dinimiz’in ilme ve bilime verdiği3 önemi, bir başka açıdan açıklamış olmuyor mu?
Burada şu husûsa dikkat edilmelidir ki, bütün bu sonuçlar akıl ve mantık kurallarından çıkmaktadır4.
Bu arada internette rastladığım ve konu ile ilgili olup olmadığı husûsunda sizlerin de bilgi süzgecinizden geçirmenizi istediğim, çok önemli gördüğüm bir olayı, aynen aşağıya almış bulunuyorum:
Tarihçi Mustafa Armağan sosyal medya hesâbından Mustafa Kemal ile ilgili yıllarca anlatılan bir efsâneyi daha çökertecek fotoğraflar paylaşarak şu twiti yazdı: “Poz da verir, Anayasamız Kuran'dır da der.”
Yıllarca yayınlanan o fotoğraf bizlere ‘Mustafa Kemal İnönü Savaşları Günlerinde sırtlarında Karlar üzerinde uyurken (12 Şubat 1921), Ankara Dikmen'de çekilmişti’ diye anlatılmıştı.”
Ama Aslında işin aslının öyle olmadığı Târihçi Mustafa Armağan’ın paylaştığı fotoğraflarda çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Aslında Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün o fotoğrafı çektirmek için berâber gittikleri ve poz verdikleri ortaya çıktı5.”
Bilindiği gibi İslâm’da Vatan ve Millet için çekilen sıkıntıların mânevî karşılığı pahâ götürmez. Târihçi Mustafa Armağan tarafından anlatılan Dikmen sırtlarındaki meşhur fotoğraf, ya gerçekten bir kurmaca ise, o zaman İslâm’da yapılan işlerin karşılığının, “Ameller niyete göredir6.” hadîsi dikkate alındığına göre bu davranışın riyâ olup omadığına sizler karar veremez misiniz? Bize, ‘Allah (CC) sonumuzu hayretsin!’ demekten başka ne kalır?
Akıl ve Mantığın Gerçek Terbiyesi
“Akıl elindeki malzemeyi işler ve elindeki malzemenin kalitesine ilişkin sonuçlara ulaşır. Aklın malzemesi, kişinin bilgi ve tecrübe birikimi ve değer yargıları ve inanışlarıdır. Malzemenin kalitesi, gerek gerçek bilgi birikimi gerekse gerçek dışı bilgi birikimiyle veyâ kişiden kişiye göre değişen, gerçek ve gerçek dışı bilginin, belli oranlardaki karışımıyla, ortaya çıkar. Bunun içinde kişilerin inanç faktörleri de vardır. Kişilerin her birinin beynindeki bu malzemenin, bu malzeme doğrultusunda ortaya çıkan mevcut mantık kurallarının kullanılarak akıl tarafından işlenmesiyle, eldeki malzeme kalitesinde üretilen sonuçlara varılır.”
“İnancımıza göre en gerçek malzeme İslâmî bilgi, değer yargıları ve inanışlarıdır. Bunlara bağlı olarak da İslâmî bir mantık oluşur. İşlenmek üzere aklın önüne böyle bir malzeme sunulduğunda en gerçekçi ve kaliteli sonuçlar ortaya çıkar.”
Bu noktada bu gün, insanın aklına ister istemez “Mâdem ki öyle de bugünkü Müslümanların perişan hâl ve durumlarının izâhı nedir?” sorusu gelmektedir.
“Biz Müslümanlar olarak inancımız odur ki, insanlığa faydalı bilgi ürünleri çıkarabilmemiz için, akıllarımızın işleyeceği malzemenin İslâmî bilgi, değer yargıları ve inanışları yanında, Erken Rönesans Dönemi7,nde olduğu gibi, en az onlar kadar hattâ daha fazla maddî bilgiden (bilim ve teknolojiden) oluşması gerekiyor. Bu da gençlerimize tahsilleri boyunca gerçek bilgi ve değer yargılarının verilmesine bağlıdır8,9,10,11.” Akıl ve mantığın gerçek terbiyesi dendiğinde bu söylenenler anlaşılmalıdır12.
Öyle de 1940’lı yıllardan beri bu eğitim bilgileri, Milletimiz’in ferlerine verilmiş midir?
Hayır, verilmemiştir, bu gün de verilememetedir13.

Aslında akıl ve mantık kurallarının işleyiş tarz ve prensiplerini bilmek de ilimdendir. Bunlardan da haberi olmayanlar, her hâlde zır câhillerdir.
Sırf akılcı geçinenler, bunu olsun göz ardı etmemelidirler!
Fakat câhil iseler, bu da fayda etmez, tabiatıyla…
Bunlar bir de aşağıdaki târihî olayı hatırlarlarsa, iyi olur.
Engizisyon Mahkemesi
Engizisyon Mahkemesi Dünyâ’nın Güneş etrâfında dönmesine engel olabildi mi?
Papa VIII. Urbano (1568-1644), Galileo Galilei’nin “Dünyâ’nın Güneş etrâfında dönüyor.” demesini Engizisyon Mahkemesi kararıyla reddettirmişti.
Ama o zaman oy birliğiyle alınan bu karar, Dünyâ’nın Güneş etrâfında dönmesine engel olamamıştır.
Dünyâ milyonlarca sene öncesinde olduğu gibi, söz konusu kararın verildiği günde ve bugün de Güneş etrâfında dönmesini sürdürmektedir14.
Galilei, bu düşüncelerinden dolayı Engizisyon’un tepkisiyle karşılaşır ve yazdığı kitap yüzünden Engizisyon önüne çıkar. Çâresiz bir şekilde verilen karar metnini diz çökerek okur.
Ben Galileo Galilei, geçmişteki tüm yanlış ve aykırı düşüncelerimden ötürü, huzûrunuzda kendimi lânetliyor, bir daha öyle saçmalıklara düşmeyeceğime, kutsal öğretiye aykırı hiç bir fikir taşımayacağıma yemin ediyorum.”
Ancak Galilei’nin, her ne kadar, "çok pişmanım" diye ağlasa da dostlarına Engizisyon’dan çıkarken, “Ama dünyâ yine de dönüyor-eppur si muovedediği söylenmektedir15,16.
Düşününüz bir kere!
Avrupa, 17. yüzyılda, “Dünyâ’nın Güneş etrâfında dönüyor.” diyenleri Engizisyon mahkemelerinde süründürürken, Müslümanlar, Dünyâ’nın Güneş etrâfında döndüğünü 7. yüzyıldan başlayarak 9 asır boyunca Yâsin Sûresi’nde bir ibâdet uygulaması olarak okuyorlardı17.
Ama geçmişte biz, bir Din Karşıtlığı18 nedeniyle, bu kadîm bilgileri insanlarımıza öğretemediğimiz için, bugün bunların henüz olgunlaşan olumsuz, acı meyveleriyle uğraştığımız gibi, Din Karşıtları’nın bugüngü uzantılarının attıkları çelmeler nedeniyle de, gerekli olan dinî ve kültürel eğitimi gençlerimize bugün bile verememekteyiz.
Ana konumuza dönecek olursak, sonuç olarak bu zihniyet temsilcilerine diyorum ki:
Gerçekçi olmaktan başka bir yol yoktur. Sen ne kadar, dinî gerçeklikten ayrılarak riyâya sapar, “Dinde yumuşatma yaptık,” desen de, iş yine gerçeğine dönecektir. Senin, “Dinde yumuşatma yaptık” ya da daha açıkçası, “Günahları kaldırdık demen”, “Boğaz köprüsünden atla, biz yer çekimini kaldırdık.” diyenden ne farkın var?
Sonuç
Allah (CC) tarafından gönderilen kuralların değiştirilmesinin ağır birer suç olduğunu ancak akıllı insanlar kavrayabilir. Ayrıca insanların açık ve samîmi insanlardan hoşlandığını daha kayrayamadın mı? Allah (CC) da öyle… O da açık ve samîmi insanlardan hoşlanmakta ve ikiyüzlü riyakâr tavırları cezâ ve azap sebebi saymaktadır.
Geçici olan bu hayâtın iyi ve kötü davranışlarımızı ‘test’ eden bir sınav merkezi olduğunu duymadınsa, aklını işletebilirsen, yine de bu gerçeği öğrendiğin bundan sonrası bile, senin için bir kârdır.

Din iki kısımdır: “Hak din” ve “Bâtıl din”. “Hak din”, Allah (CC) tarafından bir peygamberle gönderilen, toplumu ve insanları, hem bu dünyâda mutluluğa, hem de Âhiret’te kurtuluşa ulaştıracak kânun ve kuralları koyulan ilâhî dine denir. “Bâtıl din” ise, kânun ve kuralları insanlar tarafından konulmuş beşerî bir sistemdir. Kur’an, Kâfirûn Sûresi’nin 6. âyetinde Mekke müşrikleri tarafından o topraklarda yaygınlaştırılan beşerî düzene de din adını veriyor: “Sizin dininiz size, benim dinim bana.”

ßß Zilzal Sûresi, âyet 7-8: “Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.”

Dinimiz İslâm, Bid’at ve bid’at ehli olanlar, http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2729, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, 08.12.2014.

1 Temiz, M., Akıl Ve Mantık, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/AKIL%20VE%20MANTIK.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/AKIL%20VE%20MANTIK.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

.Sayfa sonlarındaki pdf uzantılı koyu mavi kaynaklar tıklandığında, pdf uzantılı ilgili yazıya ânında ulaşılabilir.

3Temiz, M., Kur’an, Bilim, Zaman ve Einstein ile Trabzon-Çaykara’lı Behram Kurşunoğlu,Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://gayalo.net/dosyalar/Kur’an,%20Bilim,%20Zaman%20Ve%20Einstein%20İle%20Trabzon-Çaykara’lı%20Behram%20Kurşunoğlu.pdf, En Son Erişim Târihi: 19.09.2014 / (http://mtemiz.pau.edu.tr/bilim/bilimkosesi.htm)

4 Temiz, M., Îman’ın Bilimsel Yorumu, Pozitif Düşünce Ya Da Pozitif Dalgalar, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ÎMAN’IN%20BİLİMSEL%20YORUMU.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/ÎMAN’IN%20BİLİMSEL%20YORUMU.doc, En Son Erişim Târihi: 23.04.2014.

5 Armağan, M., Atatürk'ün meşhur fotoğrafı kurmaca çıktı!,, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://www.haber10.com/haber/520140/#.U7ve0tgU-aA, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

6

 Temiz, M Niyet Ayarı Alındığı İnternet Elektronik Adresi

http://mtemiz.pau.edu.tr/bilim/NİYET%20AYARI.pdf YA DA http://mtemiz.pau.edu.tr/bilim/NİYET%20AYARI.docx

YA DA http://mtemiz.com/bilim/NİYET%20AYARI.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/NİYET%20AYARI.docx YA DA http://gayalo.net/dosyalar/NİYET%20AYARI.dovx YA DA http://gayalo.net/dosyalar/NİYET%20AYARI.pdf En Son Erişim Târihi: 02.07.2014 / http://mtemiz.com/bilim/bilimkosesi.htm

7 Temiz, M., Bilim Târihinde Erken (Ön) Rönesans Dönemi İslâm Çağı, Bilim ve Teknolojinin Gerçek Sâhipleri Türk Bilim Adamları, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://mtemiz.com/bilim/bilim%20târihinde%20erken%20rönesan%20dönemi%20İslâm%20çağı%20bilim%20ve%20teknolojinin%20gerçek%20sâhipleri%20türk%20bilim%20adamları.doc, En Son Erişim Târihi: 25.09.2013.

8 Temiz,

9


10


11


12


13


14


15


16


17


18





sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconAraştırma ve Uygulama Merkezi

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconZaman iÇİnde biLİm test sorulari

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconG üneş ve onun çevresinde belirli yörüngelerde hareket eden gezegenler,...

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconTürkiye Cumhuriyeti ile Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret...

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSınav ı kazanamazsan

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSinav takviMİ : 17

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSınav Türü

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSınav Kapsamı

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSınav ı kazanamazsan

Test ’ eden bir sınav merkezi oldğunu iconSinav sonucu


Astronomi




© 2000-2018
kişileri
a.ogren-sen.com